Süper Lig’e damga vurdular! ‘Avcı başarılıysa, Nuri Şahin ne?’

 Trabzonspor’un liderliğini sürdürdüğü Süper Lig’de 32. hafta geride kalırken göreve sonradan gelen teknik direktörler lige damgasını vurdu. İlk küme düşen takımında belli olduğu ligde Galatasaray ibrasızlık, tüzük tartışmalarıyla uğraşırken Milliyet Gazetesi spor editörlerinden Mustafa Anıklı, ‘Nefret sarmaşıkları’ başlıklı köşe yazısında bu konulara değindi.

İşte Anıklı’nın o yazısı;

‘Aslında uzun süredir böyleydi ama son dönemde iş, iyice çığrından çıktı Galatasaray için…

Saha içindeki çöküşü bir kenara bırakın, camia içindeki erozyon, kulüp içindeki mutasyon, sabık yönetici Işıtan Gün’ün deyimiyle kulüp, “nefret sarmaşıkları” ile dolandı. Başkanlık koltuğunun ağırlığı örselendi, çekememezlik, işbilmezlik ve sair kötü düşünceler, sarı-kırmızılı renklere bürülü bir yılan gibi, Galatasaray’ın ortasına çöreklendi.

Artık kim gelirse gelsin, bunları düzeltebilecek bir rot balans makinesini bulması zor… Çünkü camianın, dışarıya karşı “bir olma” geleneği kaybolmuş, iktidarı-muhalefeti herkes birbirinin gözünü oyabilmenin yarışına girmiştir. Bu, sadece Burak Elmas dönemi değil, daha Adnan Polat zamanından başlayan bir süreçtir.

İbra olmayarak durumu mahkemeye taşıyan Adnan Polat ve Mustafa Cengiz de suçlu bulunmuştur, “Genel kurul kararına saygılıyım” diyen Elmas da…

Daha üç gün önce, İstanbul Valiliği, kulübü, yani Galatasaray Spor Kulübü Derneği’ni mahkemeye vermiştir. Herkes, seçim takvimi işler mi, işlemez mi sorusunun cevabını ararken, çok az sarı-kırmızılı, “Bizi neden mahkemeye verdiler?” sorusuna cevap aramıştır.

Öyle ya, bugüne kadar usulsüz genel kurul, sadece Galatasaray’da mı oldu? Eğer, her derneğin bu tür usulsüzlüğünde valilik devreye girecekse, belki yüzlerce, binlerce dernek, adliye kapılarının müdavimi olacaktı.

Başkan, yönetim ve başkan adayları ile birçok hukukçunun yer aldığı kapalı kapılar ardındaki görüşmelerden çıkan sonucu, onlar söylemedikçe biz bilemeyiz.

Acaba, Polat döneminin yargılanmasının ardından, Galatasaray Tüzüğü’nün değişmesi için uyaranlar, defalarca başvuruda bulunmuş ve tüzük değişmediği için, böyle bir yola mı koyulmuştur? “Biz düzelt dedik, düzeltmediniz. Yine aynı yanlış ile karşı karşıyasınız” diyerek mi Asliye Hukuk’un kapısını çalmışlardır?

Ya daaaa, bu “sakat” tüzük maddesinin gereği olarak seçime giremeyen eski yöneticiler, telafisi imkânsız zararlar nedeniyle yürütmeyi durdurma yolunu seçerler mi dersiniz? Malum ya; Divan Kurulu, Abdurrahim Albayrak, Yusuf Günay ve Kaan Kançal’ın listelere giremeyeceğini hükmetti.

Bunun öncesinde, Başkan Burak Elmas’ın, “Olağan Genel Kurul’da alınan karara karşı dava açtığımız haberi tamamen gerçek dışıdır. Bu tür asılsız haberleri servis etmeyi alışkanlık haline getiren ve iktidar hırsları ile Galatasaray’da kaos oluşturanların aynı otelde buluşmaları da tesadüf değildir. Galatasaray’ın iç siyasetini dizayn ederek ve geçmişten gelen darbeci zihniyetiniz ile bozulan çarklarınız tekrar düzelir zannetmiş olabilirsiniz ama buna hayatta olduğum sürece izin vermeyeceğim” demesini bize kim yorumlayacak?

Daha da vahimi, Elmas’ın, “Muhtemel adaylar hakkında özel evraklar hazırlayarak basına servis edeceklerini duydum. Bu evrakları daha önce bana da getirdiler ve ben şahitler huzurunda kullanmayı reddettim. O evrakları medyada görürsem isminizi de açıklarım! Galatasaray’ı dizayn edemeyeceksiniz” derken, kimleri kastetmiştir acaba?

Güzelim kulübü belki kendileri dava etmedi ancak hepsi elbirliğiyle vicdanlarda mahkum etti. ALKIŞ!

Ehliyet-ruhsat lütfen!

İsmail Kartal’ın Fenerbahçe defterini yeniden açarak, takımı asansörle (!) ikinci sıraya taşıması, Ali Koç’un pişmanlıklarını gündeme getirdi ya; gönderilen Emre Belözoğlu, belki de Kartal’dan çok daha başarılı oldu.

Belözoğlu, her ne kadar “ehliyetsiz” olarak işbaşında olsa da, yaptıklarını görmezden gelmek, futbol aklına ihanet olmasa bile, dudak bükmektir. 6 puanla 15. sıradan aldığı biri takımı, 53 puanla dördüncü sıraya taşımak, şans değil; bilgi, beceri, görgü ve yaşanmışlık gerektirir.

Daha düne kadar Sami Uğurlu’yu tanıyanınız var mıydı? Bırakın onu, şimdi tanıyan kaç kişi var? O da sürücü koltuğunda, ehliyetli yanında! Ama Kasımpaşa, onun yönetiminde çıktığı 15 maçın 9’unu kazandı. Göreve geldiğinde, 11 puanla sonuncu olan lacivert-beyazlılar, bugün 41 puanla 11. sırada… Lider Trabzonspor’un teknik patronu Abdullah Avcı’nın 2.29 puan ortalaması yakaladığı ligde, Uğurlu 2 ortalamayla gidiyorsa, Avcı başarılıysa Uğurlu ne?

Ersun Yanal’dan aldığı Antalyaspor’u ihya eden Nuri Şahin’e ne demeli? Küme düşme hattından aldığı ekibi, bugün 9. sıraya taşırken, son 5’i galibiyet olmak üzere, toplam 10 karşılaşmada mağlubiyet bile tatmadı. Yine soralım, mevcut şartlar, takım kadro ve kalitesi ışığında, Avcı başarılıysa, Nuri Şahin ne?

O da “ehliyetsiz” yani “Pro-lisans”sız…

Eeee, ne diyelim öyleyse; ligde alan razı, veren razı… Klasmanda olmayan hakem bile Süper Lig’de görev aldıktan sonra, ne ehliyete bakılır ne de ruhsata! Gençler siz bakın işinize… Nasıl olsa başarılısınız.

Öz Malatyaspor

Yıllar önce, ligi zangır zangır sallayan bir Malatyaspor vardı. O Malatyaspor ki, Brezilya Milli Takımı’nın 11’inde yer alan kaleci Carlos ile Serginho’yu Türkiye’ye getirmiş, o dönem rekor transfere imza attırmıştı. Ancak aradan geçen günler, hovardaca yapılan transferler sonunda sarı-kırmızılılar iflas bayrağını çekti, eriyip gitti ve sonunda veda etti.

Malatya gibi bir kentin, takımının liglerde kabul edilemezdi. Nitekim, Malatya Belediyespor olarak kurulan ekip, basamakları birer birer çıkarak, amatör kümeden profesyonelliğe geçiş yaptı, daha sonra Yeni Malatyaspor adıyla ortaya çıktı. Adil Gevrek başkanlığında da, Süper Lig’e yükseldi. Sarı-siyah renklerine, eski Malatyaspor ile özdeşleşebilmesi için, kırmızıyı da kattı.

Üstelik, her sene bir sponsoru oldu. Önce Evkur, sonra BtcTürk, ardından da Öznur Kablo’yu başına ekleyerek, mali anlamda biraz olsun ferahladı.

2019-2020’de küme düşecekken, pandemi gerekçesiyle geri geldi. Bu bile onlara ders olmadı. Bu sezon da, bitime 6 hafta kala havlu attı. Sadece kulüp mü? Adil Gevrek de havlu attı, seçime girmeyeceğini söyleyerek genel kurul kararı aldı. Birçok yabancı, daha sözleşmesi bitmeden, alacaklarını gerekçe göstererek kaçtı. Onca para da, kulübün üzerine borç olarak kaldı.

Malatyaspor, Yeni Malatyaspor diye devam eden bu zincir, yakında Öz Malatyaspor, En Has Malatyaspor, Hakiki Malatyaspor diyerek devam ederse kimse şaşırmasın. İsimler değişse de yanlışlar değişmiyor. Hesabı ise, koca bir kent ödüyor.

Neden ben elendim?

Tahkim Kurulu ve PFDK’nın seçimle göreve gelebilmesi için süreç başladı. Türkiye Futbol Federasyonu, hukukçu adayların nisan ayı sonuna kadar başvuruda bulunabileceğini duyurdu.

Hukuk Kurulları Aday Komisyonu, gelen başvuruları değerlendirerek, elemeyi yapacak ve adayları genel kurulun karşısına çıkaracak. Aday isimlerin genel çerçevesini belirleyen TFF, aynı özelliklere sahip kişiler arasındaki ayrımı nasıl yapacak merak konusu… Mesleki kıdeme mi bakılacak? Spor hukukuyla ilgili aldığı dosyaları mı soracak? Yoksa kamuoyunda tanınırlık ya da kişilere yakınlığı mı önemli olacak?

Buraya başvuranların ve elenenlerin doğal olarak itiraz süreci de olacak. İşte o zaman seyreyle gümbürtüyü… Soracakları tek soru; “Neden ben elendim?” Malum hepsi hukukçu ve hak aramayı sever!

Bir de adaylardan istenen belge var; “Başvuru tarihinden en erken 1 ay önce alınmış adli sicil kaydı…” Buradan anladığım, başvurudan bir hafta, üç gün ya da bir gün önce alınan adli sicil kaydı geçerli olmayacak. Acaba ben mi yanılıyorum?